Bu hesabın takipçileri biliyordur artık: İnsanı (Gözlemciyi), Kâinatı (Gözlemleneni) ve Kur'an'ı (Anlamlandıranı) beraber okumaya çalışıyor; bu okuyuşu disiplinize edecek, sonraki nesil için bazı kavramsal malzemeler ve araçlar geliştirmeye uğraşıyoruz. Esasında bu işin daha verimli olması için yorumlar ve sorular konulara açıklık getirecek, gayrete katkıda bulunacaktır.
Bu yazıda emergence, küll-cüz, küllî-cüz'î, irreducibility ve indivisibility kavramlarına — çok yüzeysel de olsa — bir giriş yapacağız. İçimizdeki mükemmeliyetçi hisleri bastırarak, “tam anlatamıyoruz” diye uzun zamandır beklettiğimiz onlarca konudan birini daha yazıya döktük.
Bu kavramları anladıktan sonra, anlamın (melekût) maddeden (mülk) daha önemli ve varoluşsal açıdan daha öncelikli olduğunu görmemiz kolaylaşacak. Yazı, fizikalist bakıştan kurtulup duanın, ruhun, güzel bir sözün maddenin birer konfigürasyonu sonucu değil, tam aksine maddenin konfigürasyonunu etkileyen bir varlık seviyesinde olduklarını anlamak için hafif bir giriş sunuyor. Ayrıca anlam dünyasının, homo sapiens'in hayatta kalmak için evrimleşen neokorteksinin bir yan etkisi olmadığını; aksine maddenin — hususan insanın — bu anlam dünyasına köprü olacak şekilde evrimleştiği bakış açısına bir adım daha yaklaşmış olacağız.
Giriş — Basit Parçalardan Olağanüstü Bir Şey
Basit parçalar bir araya gelip nasıl olağanüstü bir şey ortaya çıkarıyor? Bireysel unsurlar nasıl olur da kendi bileşenlerinden daha zengin ve anlamlı bir bütün oluşturur?
Hiç kek yaptınız mı? Un, yumurta ve şeker tek başına pek tat vermez. Ancak bir araya gelip pişirildiğinde tamamen yeni bir şeye dönüşürler. Bütünün, parçalarının toplamından daha fazlası olduğu bu dönüşüme emergence (ortaya çıkış) denir.
Emergence — Parçaların Yeni Bir Düzenle Ortaya Çıkışı
Emergence, parçaların belirli bir düzenle bir araya gelip, kendi başlarına sahip olmadıkları yeni özellikler sergiledikleri durumu ifade eder. Bir yapboz gibidir: her parça tek başına anlamsız görünebilir, ancak birlikte geldiklerinde tamamlanmış bir resim ortaya çıkar.
Emergence, parçaların etkileşiminin tamamen yeni ve bileşenlerden öngörülemeyen bir şeyi nasıl ortaya çıkarabileceğini öğretir.
İndirgenemezlik ve Parçalanamazlık — Farkı Anlamak
Bu üç kavram — emergence, küll-ü lâ yetecezzâ ve indirgenemezlik — parçaların bir araya gelerek anlamlı bütünler oluşturmasını anlamamıza yardım eder. Emergence parçaların bir araya gelmesiyle bir anlamın yaratılmasıdır; küll-ü lâ yetecezzâ o kimlik ve anlamdır, parçalandığında yok olur. İndirgenemez bir bütün ya da sistem ise, parçalara bölünebilse bile davranışı parçaların ayrı ayrı davranışlarıyla açıklanamaz. Kuantum sistemlerinin bize garip gelmesinin sebebi aslında budur; klasik fizikten farkı, esasında onları daha temel sistemlere indirgeyemiyor olmamızdır.
Cüz-Cüz'î ve Küll-Küllî — Parçalar ve Bütünler
İslâm felsefesinde cüz (parça) ve küll (bütün), parçaların bir araya gelerek tamamlanmış ve anlamlı bir bütün oluşturmasını açıklar. Cürcânî ve Bediüzzaman bu kavramları çok kullanır.
Sen şecere-i hilkatin ya bir semeresi veya bir çekirdeğisin. Cismin itibarıyla küçük, âciz, zayıf bir cüzsün. Lâkin Sâni-i Hakîm lütfuyla, lâtif san'atıyla seni cüzlükten küllîliğe çıkartmıştır. — Mesnevî-i Nûriye
Dünyaya ve cismanî lezâize meyledersen, âciz, zelil bir 'cüz'î' olursun. Eğer cihazatını insaniyet-i kübrâ denilen İslâmiyet hesabına sarf edersen, bir 'küllî' ve bir 'küll' olursun. — Mesnevî-i Nûriye
Sâni-i Hakîm lütfetmiş, ince sanatıyla beşeri bir kimyasal torba olmaktan kurtarıp insanlık anlamını küll-ü lâ yetecezzâ — parçalanamaz bir bütün — yapmış. Hayat emergent bir kavramdır; cansız kimyasalların hassas, latîf, ince bir konfigürasyonuyla belirir. Bu da latîf bir sanattır. Kompleks adaptif bir sistem olarak küll, üstüne iman ve İslâm ile insan-ı ekber olan tüm kâinatın fertlerini kulluk açısından temsil edecek bir küllî olur; namaz miracıyla huzura çıkar, ettehiyyâtü lillâh diyerek bu küllî ibadet içinde kâinatın tüm fertlerinin ibadetini Allah'a sunar.
Sonuç — Parçaların Ardındaki Bütün
Parçaların nasıl anlamlı bütünler oluşturduğunu anlamak, hem bilimi hem felsefeyi daha derinlemesine kavramamıza yardım eder. Hayatınızdaki ilişkiler nasıl olur da bireysel parçaları aşan bir şey yaratır? İster bir senfoninin uyumu, ister bir ailenin sevgisi, isterse kâinatın ve hayatın azametli tasarımı olsun — bu fikirler bize bütünün her zaman daha büyük, daha zengin ve daha güzel olduğunu öğretir.
Hayatta anlam parçalanamaz; birliktelik indirgenemez.
Bu fikirler, fiziksel dünyanın ötesine geçerek tüm varlıkları birleştiren daha derin bir hakikati keşfetmemize, melekût âleminin sakinleriyle tanışmamıza olanak tanır.