Doğrulanan örüntü: İblîs adının 11 geçişinin 9'u secde sahnesinin içindedir ve hiçbirinde vesvese, kaydırma, vaat, süsleme türü bir fiilin faili değildir. Şeytan kelimesi ise bu fiillerin faili olarak ve bir sınıf adı olarak kullanılır. Üç sûrede (Bakara, A'râf, Tâhâ) isim aynı anlatının içinde değişir; İsrâ 17:61 ile İsrâ 17:64 arasında aynı diyaloğun içinde değişir.
Metin verisi
İki isim, iki sayı
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلِيسَ اَبٰى وَاسْتَكْبَرَ وَكَانَ مِنَ الْكَافِرِينَ
Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, böylece kafirlerden oldu.
Bakara 2:34
İblis adı Kur'an'da 11 yerde geçer. Şeytan kelimesi 88 yerde geçer: 70'i tekil (64'ü elif-lâm'lı, 6'sı belirsiz), 18'i çoğul (şeytanlar). İblis geçtiği 11 yerin 9'unda secde sahnesi içindedir. Şeytan ise Kur'an'ın hemen her bölümüne dağılmıştır: Hz. Âdem'in cennetteki imtihanı, Hz. Eyyûb'un sıkıntısı, Hz. Mûsâ'nın öldürdüğü adam, sarhoşluk ve kumar, faiz, sadaka, Bedir savaşı.
Metin verisi
İllâ İblîs: yedi anlatının aynı kalıbı
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلِيسَ اَبٰى
Bir zaman biz meleklere: Âdem'e secde edin! demiştik. Onlar hemen secde ettiler; yalnız İblis hariç. O, diretti.
Tâhâ 20:116
Secde emri yedi sûrede anlatılır ve yedisinde de ortak öge aynı istisna edatıdır: illâ İblîs, "İblis hariç". Bakara 2:34, A'râf 7:11, Hicr 15:31, İsrâ 17:61, Kehf 18:50, Tâhâ 20:116, Sâd 38:74. Beş yerde bu istisna secde cümlesinin hemen devamıdır; Hicr 15:30-31 ile Sâd 38:73-74'te secde cümlesi ayrı bir ayette tamamlanır ve istisna sonraki ayette gelir. Ad burada sıradan çıkan tekili işaret eder.
Metin verisi
Yâ İblîs: doğrudan hitap yalnız iki yerde
قَالَ يَا اِبْلِيسُ مَا لَكَ اَلَّا تَكُونَ مَعَ السَّاجِدِينَ
(Allah:) Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmayışının sebebi nedir? dedi.
Hicr 15:32
Allah ona adıyla iki yerde seslenir: Hicr 15:32 ve Sâd 38:75. İkisi de secde sahnesinin içindedir, ikisi de bir soru cümlesidir. Kur'an'da "yâ İblîs" hitabı vardır; "yâ şeytân" hitabı hiç geçmez.
Metin verisi
Kehf 18:50: cinlerden olduğu tek kayıt
وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلِيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّهِ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِي وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّ بِئْسَ لِلظَّالِمِينَ بَدَلاً
Hani biz meleklere: Âdem'e secde edin, demiştik; İblis hariç olmak üzere, onlar hemen secde ettiler. İblis cinlerdendi; Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da onu ve onun soyunu mu dost ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanınızdır. Zalimler için bu ne fena bir değişmedir!
Kehf 18:50
Yedi anlatı içinde onun ne olduğu tek yerde söylenir: kâne mine'l-cinn, "o cinlerdendi" (Kehf 18:50). Aynı ayet ona ve soyuna (zürriyet) dost edinilip edinilmeyeceğini sorar ve "onlar sizin düşmanınızdır" der; yani tekil addan çoğul bir düşmanlığa geçer. Şeytanlar kelimesi bu ayette geçmez.
Metin verisi
Fısıldayan, kaydıran, vaat eden: hep Şeytan
فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُرِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْاٰتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهٰيكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هٰذِهِ الشَّجَرَةِ اِلَّا اَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ اَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ
Derken şeytan, birbirine kapalı ayıp yerlerini kendilerine göstermek için onlara vesvese verdi ve: Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olursunuz veya ebedi kalanlardan olursunuz diye yasakladı, dedi.
A'râf 7:20
Vesvese verme (vesvese), ayak kaydırma (ezelle), aldatıcı vaat (yaʿid), süsleme (zeyyene), dokunma (messe) fiillerinin faili Kur'an'da hiçbir zaman İblis adıyla anılmaz. On bir İblis ayetinin hiçbirinde bu fiillerden biri bulunmaz. İblis, secde sahnesinde saptırma sözü verir (A'râf 7:16-17, Hicr 15:39, İsrâ 17:62, Sâd 38:82); fakat işin yapıldığı anlatıldığında kullanılan isim Şeytan olur.
Metin verisi
Aynı anlatının içinde isim değişir
فَاَزَلَّهُمَا الشَّيْطَانُ عَنْهَا فَاَخْرَجَهُمَا مِمَّا كَانَا فِيهِ وَقُلْنَا اهْبِطُوا بَعْضُكُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ وَلَكُمْ فِي الْاَرْضِ مُسْتَقَرٌّ وَمَتَاعٌ اِلٰى حِينٍ
Şeytan onların ayaklarını kaydırıp haddi tecavüz ettirdi ve içinde bulundukları (cennetten) onları çıkardı. Bunun üzerine: Bir kısmınız diğerine düşman olarak ininiz, sizin için yeryüzünde barınak ve belli bir zamana dek yaşamak vardır, dedik.
Bakara 2:36
Üç sûrede iki isim aynı kesintisiz anlatının içinde yer alır ve sıra hep aynıdır. Secdeyi reddeden Bakara 2:34'te İblis'tir, iki ayet sonra Bakara 2:36'da cennetten kaydıran Şeytan'dır. A'râf 7:11 İblis, A'râf 7:20 Şeytan. Tâhâ 20:116 İblis, Tâhâ 20:120 Şeytan. Reddin adı İblis, işin adı Şeytan.
Metin verisi
İsrâ: tek diyaloğun içinde iki isim
وَاسْتَفْزِزْ مَنِ اسْتَطَعْتَ مِنْهُمْ بِصَوْتِكَ وَاَجْلِبْ عَلَيْهِمْ بِخَيْلِكَ وَرَجِلِكَ وَشَارِكْهُمْ فِي الْاَمْوَالِ وَالْاَوْلَادِ وَعِدْهُمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ اِلَّا غُرُوراً
Onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt; süvarilerinle, yayalarınla onları yaygaraya boğ; mallarına, evlatlarına ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun. Şeytan, insanlara, aldatmadan başka bir şey vadetmez.
İsrâ 17:64
En yakın geçiş İsrâ sûresindedir. Ad, anlatı cümlesinde geçer: İsrâ 17:61'de secde etmeyen İblis'tir; ardından onun sözleri gelir. Allah'ın cevabı İsrâ 17:63'te başlar ve İsrâ 17:64'te ikinci tekil şahısla sürer (git, şaşırt, ortak ol, vaat et). Aynı ayet üçüncü şahsa geçerek kapanır: "Şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez". Yani hitabın içinde İblîs adı yoktur; üçüncü şahsa dönen cümlede kullanılan isim Şeytan'dır. Muhatap ile bu Şeytan'ın aynı varlık olduğu okuması klasik tefsirin okumasıdır; ayetin kendi ifadesi yalnız isim değişimini gösterir.
Metin verisi
Hz. Âdem'e o düşman tanıtılırken hangi isim
فَدَلّٰيهُمَا بِغُرُورٍ فَلَمَّا ذَاقَا الشَّجَرَةَ بَدَتْ لَهُمَا سَوْاٰتُهُمَا وَطَفِقَا يَخْصِفَانِ عَلَيْهِمَا مِنْ وَرَقِ الْجَنَّةِ وَنَادٰيهُمَا رَبُّهُمَا اَلَمْ اَنْهَكُمَا عَنْ تِلْكُمَا الشَّجَرَةِ وَاَقُلْ لَكُمَا اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمَا عَدُوٌّ مُبِينٌ
Böylece onları hile ile aldattı. Ağacın meyvesini tattıklarında ayıp yerleri kendilerine göründü. Ve cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye başladılar. Rableri onlara: Ben size o ağacı yasaklamadım mı ve şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi? diye nida etti.
A'râf 7:22
Allah Hz. Âdem'e düşmanını haber verirken İblis adını kullanmaz. A'râf 7:22'de "Şeytan size apaçık bir düşmandır" der. Tâhâ 20:117'de ad yerine işaret zamiri gelir: "bu, senin ve eşinin düşmanıdır". Ad secde sahnesine aittir; insana yapılan uyarıda işlev adı ya da zamir kullanılır.
Metin verisi
Sebe 34:20: kalıbın kırıldığı yer
وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ اِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَرِيقاً مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.
Sebe 34:20
İblis adı iki yerde secde sahnesinin dışına çıkar; birincisi Sebe 34:20'dir. Ayet, onun beklentisinin insanlar hakkında doğru çıktığını ve inanan bir topluluk dışında hepsinin ona uyduğunu bildirir. Buradaki "onlar" zamirinin kimi gösterdiği tefsirlerde tartışılır. Ayette İblîs, saddaka fiilinin fâilidir; fakat vesvese verme, ayak kaydırma, aldatıcı vaat türünden bir fiil bu ayette kullanılmaz. Sebe sûresinde ne tekil ne çoğul şeytan kelimesi hiç geçmez.
Yorum
İstisna taraf değiştirir
وَلَقَدْ صَدَّقَ عَلَيْهِمْ اِبْلِيسُ ظَنَّهُ فَاتَّبَعُوهُ اِلَّا فَرِيقاً مِنَ الْمُؤْمِنِينَ
Andolsun İblis, onlar hakkındaki tahminini doğruya çıkardı. İnanan bir zümrenin dışında hepsi ona uydular.
Sebe 34:20
Bir okuma olarak: istisna edatı illâ, İblis adının geçtiği ayetlerin sekizinde bulunur. Yedisinde istisna edilen İblis'tir (secde edenlerden ayrı duran o). Sebe 34:20'de aynı edat bu kez inanan bir topluluğu istisna eder (ona uymayanlar onlar). Bu karşıtlığı biz kuruyoruz; ayetlerin kendi ifadesi yalnız iki istisnayı yan yana koyar.
Metin verisi
Şu'arâ 26:95: orduların adı ve İblîs'in i'râbı
وَجُنُودُ اِبْلِيسَ اَجْمَعُونَ
İblis bütün orduları da.
Şu'arâ 26:95
Kalıbın kırıldığı ikinci yer Şu'arâ 26:95'tir. Ayet cehenneme atılanları sayar ve cünûdu İblîs, "İblis'in orduları" der; secde sahnesiyle ilgisi yoktur. Aynı ayet bir gramer bilgisi de verir: İblîs burada tamlamanın ikinci ögesi (muzâfun ileyh) olarak mecrûr konumdadır, fakat kesre değil fatha ile okunur. Yani kelime gayr-i munsarıftır. Adın dört ayrı konumu şöyle sıralanır: yedi secde ayetinde istisna sebebiyle mansûb (fatha), Hicr 15:32 ile Sâd 38:75'te münâdâ olarak damme üzere mebnî, Sebe 34:20'de fâil olarak merfû, Şu'arâ 26:95'te muzâfun ileyh olarak mecrûr fakat fatha ile. Hiçbirinde tenvin almaz.
Klasik tefsir
Taberî: İblîs, iblâstan mı gelir
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يُبْلِسُ الْمُجْرِمُونَ
Kıyametin kopacağı gün, günahkarlar (ümitsizlik içinde) susacaklardır.
Rûm 30:12
Taberî, Bakara 2:34 tefsirinde adı ayrı bir başlıkla ele alır ("İblîs'in anlamı üzerine söz") ve şöyle der: İblîs, iblâs kökünden if'îl kalıbındadır; iblâs hayırdan umut kesmek, pişmanlık ve hüzündür. Aynı kök Kur'an'da fiil olarak geçer: yublisu'l-mücrimûn (Rûm 30:12). Râgıb el-İsfahânî de aynı türetmeyi verir, fakat "denildiğine göre" kaydıyla aktarır. Kur'an dil külliyatı ise kelimeye kök vermez, onu özel ad olarak etiketler.
Klasik tefsir
Taberî: Arapça ise neden tenvin almıyor
وَجُنُودُ اِبْلِيسَ اَجْمَعُونَ
İblis bütün orduları da.
Şu'arâ 26:95
Taberî itirazı kendisi sorar: İblîs iblâstan if'îl kalıbındaysa, neden tenvin alıp çekimlenmiyor? Cevabı şudur: Arap isimleri arasında bir benzeri bulunmadığı için çekimi ağır bulunup bırakılmış, Arapların çekmediği yabancı adlara benzetilmiştir; İshak ve Eyyûb adlarında da aynı durum vardır. Yani ad, türetilişiyle Arapça sayılırken i'râbıyla yabancı ad gibi işlem görür. Şu'arâ 26:95'te mecrûr konumdaki fatha bunun metinden okunan karşılığıdır.
Klasik tefsir
Şeytan: uzaklaşmak mı, yanmak mı
وَخَلَقَ الْجَانَّ مِنْ مَارِجٍ مِنْ نَارٍ
Cinleri öz ateşten yarattı.
Rahmân 55:15
İbn Manzûr iki görüşü yan yana verir. Birincisi: şeytân, şatane (uzaklaşmak) kökünden fey'âl kalıbıdır; nûn asıldır ve çoğulun şeyâtîn gelmesi bunun delilidir. İkincisi: şâta yeşîtu (helâk olmak, yanmak) kökünden fa'lân kalıbıdır; nûn fazladan gelmiştir. Ezherî birincisini daha yaygın bulur. Râgıb el-İsfahânî de iki görüşü aktarır ve ikincisini cinlerin ateşten yaratılışıyla birlikte anar (Rahmân 55:15).
Klasik tefsir
Şeytan bir sınıf adıdır
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا لِكُلِّ نَبِيٍّ عَدُواًّ شَيَاطِينَ الْاِنْسِ وَالْجِنِّ يُوحِي بَعْضُهُمْ اِلٰى بَعْضٍ زُخْرُفَ الْقَوْلِ غُرُوراً وَلَوْ شَاءَ رَبُّكَ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ
Böylece biz, her peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.
En'âm 6:112
İbn Manzûr'un kaydı açıktır: cinden, insandan ve hayvandan azgınlıkta haddi aşan her varlık bir şeytandır. Râgıb aynı tanımı Ebû Ubeyde'ye nispet eder. Kur'an bunu kelimenin biçiminde de gösterir: En'âm 6:112 "insan ve cin şeytanları" der, Bakara 2:14 iyelik ekiyle "kendi şeytanları" der, altı yerde ise belirsiz hâlde "bir şeytan" geçer (Nisâ 4:117, Hicr 15:17, Hac 22:3, Sâffât 37:7, Zuhruf 43:36, Tekvîr 81:25). İblîs adı bunların hiçbirini yapmaz: elif-lâm almaz, çoğul olmaz, belirsizleşmez, iyelik eki taşımaz.
Metin verisi
Belirsiz hâl: bir şeytan
وَحَفِظْنَاهَا مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ رَجِيمٍ
Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.
Hicr 15:17
Hicr 15:17 göğün "taşlanmış her şeytandan" korunduğunu bildirir: kelime burada belirsizdir ve "her" ile birlikte gelir, yani sayılabilir bir sınıfa işaret eder. Tekil şeytan kelimesinin 70 geçişinden 64'ü elif-lâm'lı, 6'sı bu şekilde belirsizdir. Aynı esneklik İblîs adında hiç görülmez; on bir geçişin hepsi çıplak özel addır.
Klasik tefsir
Klasik tefsirde ismin neden değiştiği
قَالَ فَاخْرُجْ مِنْهَا فَاِنَّكَ رَجِيمٌ
Allah: Çık oradan (cennetten)! Sen artık kovulmuş birisin.
Sâd 38:77
Taberî, Bakara 2:34 tefsirinde İbn Abbâs'tan şu rivayeti aktarır: Allah onu bütün hayırdan umutsuz kıldı ve isyanının cezası olarak onu taşlanmış bir şeytan yaptı. Süddî'den gelen bir başka rivayette adının Hâris olduğu, umudunu kestiğinde İblîs diye adlandırıldığı söylenir. Bu rivayetler ayetin ifadesi değil, Taberî'nin senediyle naklettiği haberlerdir. Taberî Bakara 2:35 tefsirinde ayrıca şunu söyler: Bakara 2:36'da kaydıran "Şeytan", lânetlendikten ve büyüklenmesini açığa vurduktan sonraki hâliyle aynı varlıktır. Sâd 38:77'de ona söylenen "sen kovulmuşsun" (recîm) sözü, Kur'an'ın sonra sıkça kullandığı şeytân-ı recîm nitelemesiyle aynı kelimeyi taşır.