Hâlâ Kur'ân üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı, onda birçok tutarsızlık bulurlardı.
— Nisâ 4:82
Bu ayet bir meydan okumadır ve on dört asırdır ayakta duruyor. Bu sayfa da o meydan okumanın altına girer: en zorlu soruları en keskin haliyle yazar, sonra ulemânın cevabını gösterir.
ZORLU SORULAR · VERİLMİŞ CEVAPLAR
Eleştirel Çerçeve
Soru keskin olsun; cevap zaten hazır
Bu sayfanın duruşu nettir. Kur'ân-ı Kerîm Allah'ın kelâmıdır; içindeki her haber ve her hüküm yüzde yüz doğrudur ve tartışmaya kapalıdır. Bir ayet bize sorunlu görünüyorsa mesele ayette değildir — bilgimizde, çağımızın peşin kabullerinde, meâl ve aktarma zincirimizde veya tefsire sonradan karışmış rivayetlerdedir. Bunun tersi düşünülemez. Burada yapılan iş savunma değil, ölçü koymaktır: soruyu en güçlü haliyle yazmak ve ulemânın on dört asırdır verdiği cevabı kaynağıyla önünüze getirmek.
Bir hüküm çağın beğenisine uymuyorsa, tartışılacak olan hüküm değil çağın ölçüsüdür. Kusur arayacaksak önce kendi anlayışımızda ararız. Kur'ân çağa göre ayarlanmaz; çağ Kur'ân'a göre tartılır.
Bu sorular yeni değil. Taberî'den (ö. 923) Râzî'ye, Kurtubî'den İbn Kayyim'e, İbn Âşûr'dan Elmalılı Hamdi Yazır'a ve Bediüzzaman Said Nursî'ye kadar yüzlerce âlim, binlerce ciltte bunları çoktan ve ikna edici biçimde karşıladı. Bu sayfa yeni bir cevap icat etmez; mevcut cevabı derli toplu gösterir.
Her soru, itirazın en keskin haliyle yazılır. Zayıflatılmış bir soruya verilen cevap cevap değildir. Kur'ân'ın hakikati, sorunun dürüstçe konulmasından zarar görmez — aksine ancak öyle görünür.
Âlimler arasındaki fıkhî görüş farkı Kur'ân'da belirsizlik değil, fürûda genişliktir ve rahmettir. Usûlde — tevhid, nübüvvet, âhiret ve helâl-haramın kat'îlerinde — ihtilâf yoktur. Bu sayfada gösterilen çokluk, hakikatin bölünmesi değil, ona açılan kapıların çokluğudur.