Tarih & Medeniyet

Kıssalar, kronoloji ve metnin korunma tarihi üzerine araçlar.

Tarih & Medeniyet←
Alanına Göre Keşfet

Tarih & Medeniyet

لَقَدْ كَانَ فِي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِاُولِي الْاَلْبَابِ مَا كَانَ حَدِيثاً يُفْتَرٰى وَلٰكِنْ تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Andolsun, onların kıssalarında akıl sahipleri için bir ibret vardır. Bu (Kur'an) uydurulmuş bir söz değildir; kendinden öncekini doğrulayan, her şeyi açıklayan, inananlar için bir yol gösterici ve rahmettir.

— Yûsuf 12:111

Kıssalar, kronoloji ve metnin korunma tarihi üzerine araçlar.

Kur'an kesin hakikattir; bu alan ona yöneliş için bir bakış açısıdır, hakemi değildir.

Kur'an Allah'ın kelâmıdır ve kesin hakikattir; onda şüphe yoktur (lâ raybe fîh) ve doğruluğu bilimsel, tarihî veya arkeolojik tasdike bağlı değildir. Bu sayfa; kıssaların ibret oluşu, yeryüzünde gezip geçmiş kavimlerin âkıbetinden ders alma, Âd, Semûd, Firavun ve Sebe' gibi kavimlerin yükselişi ile çöküşü ve medeniyetlerin hâli üzerine âyetleri tarih ve medeniyet bakımından bir araya getirir. Âyetlerin anlam özetleri, tematik başlıklar, klasik tefsir açıklamaları ve akademik değerlendirmeler beşerî aktarım ve yorum katmanlarıdır; Kur'an'ın kendisiyle özdeş değildir. Arkeolojik veya tarihî bulgular en fazla tefekküre vesiledir; Kur'an'ın hakemi ya da doğrulayanı değildir ve bunlardan belirli bir tarih tezi türetilerek Kur'an'a mal edilmez.

Nasıl okunurÂyetkesin beyanYorumbeşerî katman (tefsir · akademik)
TEMA 01

Kıssalar ibret içindir

ÂyetYûsuf 12:111

لَقَدْ كَانَ فِي قَصَصِهِمْ عِبْرَةٌ لِاُولِي الْاَلْبَابِ مَا كَانَ حَدِيثاً يُفْتَرٰى وَلٰكِنْ تَصْدِيقَ الَّذِي بَيْنَ يَدَيْهِ وَتَفْصِيلَ كُلِّ شَيْءٍ وَهُدًى وَرَحْمَةً لِقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ

Andolsun, onların kıssalarında akıl sahipleri için bir ibret vardır. Bu (Kur'an) uydurulmuş bir söz değildir; kendinden öncekini doğrulayan, her şeyi açıklayan, inananlar için bir yol gösterici ve rahmettir.
ÂyetHûd 11:120

وَكُلاًّ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْبَاءِ الرُّسُلِ مَا نُثَبِّتُ بِهِ فُؤٰادَكَ وَجَاءَكَ فِي هٰذِهِ الْحَقُّ وَمَوْعِظَةٌ وَذِكْرٰى لِلْمُؤْمِنِينَ

Peygamberlerin haberlerinden, kalbini kendisiyle sağlamlaştırdığımız her şeyi sana anlatıyoruz. Bunda sana gerçek, inananlara da bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.
Tefsir · beşerî yorum

Muhtasar İbn Kesîr metninde (Yûsuf 12:111): peygamberlerin kıssaları akıl sahipleri için ibrettir; mü'minlerin kurtuluşu ve inkârcıların helâki tefekküre konudur. Metin, Kur'an'ın uydurulmuş bir söz olmadığını, Allah katından geldiğini; önceki vahiylerdeki doğruyu tasdik edip tahrif olanı düzelttiğini ve helâl ile harâm dâhil her şeyi açıkladığını vurgular. (Tefsir özeti.)

Bediüzzaman · Muhakemat, Birinci Makale (Unsuru'l-Hakikat), Dördüncü Mesele
Beşerî tefsir / yorum katmanı

Bediüzzaman Said Nursi, Muhakemat'ın Birinci Makalesinde, Kur'an'ın kıssaları hangi maksatla zikrettiğini ve okuyucunun bu anlatılar karşısındaki payını şöyle koyar:

  1. Kıssaların zikredilme gayesini alınacak hisseye bağlar: 'Kur'ân hısas için kasası zikrettiği gibi, ukad-ı hayatiye hükmünde ve makasıd-ı Kur'âniyeden bir maksadına münasip noktaları intihap ve rabt-ı maksada ittisal ettiriyor.'
  2. Aynı sayfada ölçüyü tek cümleye indirir: 'Hînâ ki, kıssa hisse içindir. Sana ne lâzım teşrihatı nasıl olursa olsun, sana taâlluk edemez. Kendi hisseni al, git.'
  3. Bu ölçü okuyucunun dikkatini anlatının teşrihatına (ayrıntısına) değil, kendi payına çevirir; alınacak hisse, kıssanın etrafındaki tartışmaya bağlı kılınmaz.

Alıntılar birincil metinden (Muhakemat, Birinci Makale / Unsuru'l-Hakikat, Dördüncü Mesele) erisale.com üzerinden doğrulanmıştır. Cümleler, Kur'an'daki sed ve Ye'cüc-Me'cüc bahsi tartışılırken konulmuş genel bir okuma kuralıdır; Bediüzzaman burada Yûsuf 12:111 ve Hûd 11:120'yi anmaz, bu bağ editoryaldır. Bu, âyetler üzerine modern bir tefsir/risale okumasıdır (beşerî yorum katmanı); Kur'an'ın kesin beyanıyla özdeş değildir.

TEMA 02

Yeryüzünde gezin, öncekilerin âkıbetine bakın

ÂyetÂl-i İmrân 3:137

قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِكُمْ سُنَنٌ فَسِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَانْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ

Sizden önce de (ilâhî) yasalar gelip geçti. Öyleyse yeryüzünde gezin de yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.
ÂyetRûm 30:9

اَوَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَانُوا اَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَاَثَارُوا الْاَرْضَ وَعَمَرُوهَا اَكْثَرَ مِمَّا عَمَرُوهَا وَجَاءَتْهُمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَمَا كَانَ اللّٰهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلٰكِنْ كَانُوا اَنْفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

Yeryüzünde gezip, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kuvvetçe bunlardan daha güçlüydü; toprağı sürüp işlediler ve onu bunların imar ettiğinden daha çok imar ettiler. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara zulmedecek değildi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
ÂyetHac 22:46

اَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَتَكُونَ لَهُمْ قُلُوبٌ يَعْقِلُونَ بِهَا اَوْ اٰذَانٌ يَسْمَعُونَ بِهَا فَاِنَّهَا لَا تَعْمَى الْاَبْصَارُ وَلٰكِنْ تَعْمَى الْقُلُوبُ الَّتِي فِي الصُّدُورِ

Yeryüzünde gezmediler mi ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? Gerçek şu ki, gözler kör olmaz; fakat asıl, göğüslerdeki kalpler kör olur.
Tefsir · beşerî yorum

Muhtasar İbn Kesîr metninde (Âl-i İmrân 3:137): Uhud'da zarara uğrayan mü'minlere, kendilerinden önceki ümmetlerin de benzer imtihanlardan geçtiği hatırlatılır; yeryüzünde gezip yalanlayanların âkıbetine bakmaya çağrılır. Bahis Uhud bağlamında mü'minleri teselli eder ve geçmişte yalanlayanların âkıbetinden ibret almaya davet eder. (Tefsir özeti.)

Bediüzzaman · Emirdağ Çiçeği (Meyve Risalesi'nin Onuncu Meselesi; Sözler'de Yirmi Beşinci Söz'ün sonunda yer alır)
Beşerî tefsir / yorum katmanı

Bediüzzaman Said Nursi, Kur'an'daki tekrarların hikmetini işlediği Onuncu Mesele'de, geçmiş asırların Kur'an okuyucusu için ne hâle geldiğini şöyle anlatır:

  1. Kur'an'ın kıssa anlatımını tek bir olayın hatırasıyla sınırlı görmez: 'Güya kıssadan yalnız bir hisse ve bir hikâye-i tarihiyeden bir ibret değil, belki bir küllî düsturun efradı olarak her asra ve her tabakaya hitap ederek taze nazil oluyor.'
  2. Geçmişi ölü bir alan saymayı gaflet nazarına bağlar: 'nazar-ı gaflet ve dalâlette vahşetli ve dehşetli bir ademistan ve elîm ve mahvolmuş bir mezaristan olan bütün geçmiş zaman ve ölmüş karnlar ve asırlar, canlı birer sahife-i ibret ve baştan başa ruhlu, hayattar bir acip âlem […] sûretinde' gösterilir.
  3. Bu göstermeyi iki yönlü kurar: Kur'an, 'sinema perdeleri gibi kâh bizi o zamanlara, kâh o zamanları yanımıza getirerek her asra ve her tabakaya' dersini verir.
  4. Aynı sayfada, zulmün cezası olan musibetlerin şiddetle beyanını, 'kavm-i Âd ve Semûd ve Firavun'un başlarına gelen azaplarla' baktırma olarak okur ve devamında 'mazlum ehl-i imana, İbrahim ve Mûsâ aleyhimesselâm gibi enbiyanın necatlarıyla tesellî' verildiğini söyler.

Alıntılar birincil metinden (Şuâlar, On Birinci Şuâ / Meyve Risalesi, Onuncu Mesele, Emirdağ Çiçeği) erisale.com üzerinden doğrulanmıştır; aynı metin Sözler'de Yirmi Beşinci Söz'ün Emirdağ Çiçeği olarak ve Asâ-yı Mûsâ'da da yer alır. Bediüzzaman burada Âl-i İmrân 3:137, Rûm 30:9 ve Hac 22:46'yı anmaz; âyetlerle kurulan bağ editoryaldır. Bahis, geçmişin ibret olarak okunmasına dair bir uyarı ve ders çerçevesidir; bütün kavimleri bağlayan zorunlu bir tarih kanunu çıkarılmasına dayanak değildir. Bu, modern bir tefsir/risale okumasıdır (beşerî yorum katmanı); Kur'an'ın kesin beyanıyla özdeş değildir. Aynı risaleden başka pasajlar Sosyoloji & Toplum ve Dil & Belâgat sayfalarında da anılır.

TEMA 03

Âd, Semûd ve helâk olan kavimler

ÂyetFecr 89:6-9

اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ اِرَمَ ذَاتِ الْعِمَادِ اَلَّتِي لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِي الْبِلَادِ وَثَمُودَ الَّذِينَ جَابُوا الصَّخْرَ بِالْوَادِ

Görmedin mi Rabbin ne yaptı sütunlar sahibi İrem'e, Âd kavmine; ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı. Ve vadide kayaları oyan Semûd'a.
ÂyetA'râf 7:74

وَاذْ‌كُرُوا اِذْ جَعَلَكُمْ خُلَـفَاءَ مِنْ بَعْدِ عَادٍ وَبَوَّاَكُمْ فِي الْاَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِنْ سُهُولِهَا قُصُوراً وَتَنْحِتُونَ الْجِبَالَ بُيُوتاً فَاذْكُـرُوا اٰلَاءَ اللّٰهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْاَرْضِ مُفْسِدِينَ

Hatırlayın ki (Allah) sizi Âd'dan sonra halîfeler yaptı ve yeryüzünde yerleştirdi; onun ovalarında köşkler ediniyor, dağları yontup evler yapıyordunuz. Öyleyse Allah'ın nimetlerini anın ve yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
Tefsir · beşerî yorum

Muhtasar İbn Kesîr metninde (Fecr 89:6): Âd kavmi, İrem soyundan gelen, büyük bir bedenî güce ve sütunlu yapılara sahip bir topluluktu; Hz. Hûd'u yalanlayınca yedi gece sekiz gün esen bir kasırgayla helâk edildiler. Semûd ise vadilerde kayaları yontarak evler yapmış, elçilerini yalanlayınca cezalandırılmıştı. Firavun da azgınlığı ve bozgunculuğuyla anılır; netice, Rabbin her an gözetleyici olduğudur. (Tefsir özeti.)

Bediüzzaman · Lem'alar, On Üçüncü Lem'a, On Birinci İşaret
Beşerî tefsir / yorum katmanı

Bediüzzaman Said Nursi, On Üçüncü Lem'a'nın On Birinci İşaretinde, Kur'an'ın helâk edilen kavimleri anlatırken kâinatı nasıl konuşturduğunu ve bunun sebebini şöyle ele alır:

  1. Kur'an'ın üslûbunu kâinatın tepkisi üzerinden okur: 'Ehl-i dalâletin şerrinden kâinatın kızdıklarını ve anâsır-ı külliyenin hiddet ettiklerini ve umum mevcudatın galeyana geldiklerini, Kur'ân-ı Hakîm, mucizâne ifade ediyor.'
  2. Kavimleri adlarıyla sayar: 'kavm-i Nuh'un başına gelen tufan ile semâvat ve arzın hücumunu ve kavm-i Semud ve Âd'ın inkârından hava unsurunun hiddetini ve kavm-i Firavuna karşı su unsurunun ve denizin galeyanını' anar.
  3. Sebebi, inkârın kapsamına bağlar: 'küfür ve dalâlet, müthiş bir tecavüzdür ve umum mevcudatı alâkadar edecek bir cinayettir.' Gerekçesi, 'hilkat-i kâinatın bir netice-i âzamı' olan insan ubudiyetinin reddedilmesidir.

Alıntılar birincil metinden (Lem'alar, On Üçüncü Lem'a, On Birinci İşaret) erisale.com üzerinden doğrulanmıştır. Bediüzzaman burada Âd ve Semûd için Hâkka 69:5-6'ya işaret eder; Fecr 89:6-9 ve A'râf 7:74 ile kurulan bağ editoryaldır. Bahis, Kur'an'ın elçilerini yalanladığını bildirdiği belirli kavimler hakkındadır; buradan herhangi bir musibetin belirli bir topluluğun cezası olduğu veya musibete uğrayanların kendi acılarından sorumlu tutulabileceği sonucu çıkarılamaz. Bu, modern bir tefsir/risale okumasıdır (beşerî yorum katmanı); Kur'an'ın kesin beyanıyla özdeş değildir.

TEMA 04

Firavun ve zorba iktidarların çöküşü

ÂyetKasas 28:5

وَنُرِيدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذِينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِثِينَ

Biz ise istiyorduk ki o yerde güçsüz bırakılanlara lütufta bulunalım, onları önderler yapalım ve onları (ötekilere) vâris kılalım.
ÂyetYûnus 10:92

فَالْيَوْمَ نُنَجِّيكَ بِبَدَنِكَ لِتَكُونَ لِمَنْ خَلْفَكَ اٰيَةً وَاِنَّ كَثِيراً مِنَ النَّاسِ عَنْ اٰيَاتِنَا لَغَافِلُونَ

Bugün senden sonra geleceklere bir ibret olasın diye bedenini kurtaracağız. Doğrusu insanların çoğu âyetlerimizden gafildir.
Tefsir · beşerî yorum

Muhtasar İbn Kesîr metninde (Kasas 28:5): Firavun yeryüzünde büyüklenmiş, halkını sınıflara bölmüş ve İsrâiloğulları'nı ezmişti. Buna karşılık Allah'ın muradı, zayıf bırakılanlara lütfedip onları önderler ve vârisler kılmaktı; hiçbir dünyevî güç ilâhî takdiri engelleyemez, Firavun'un kudreti kendisini Hz. Mûsâ eliyle gelen âkıbetten koruyamadı. (Tefsir özeti.)

Bediüzzaman · Sözler, Onuncu Söz (Üçüncü Hakikat: Hikmet ve Adalet)
Beşerî tefsir / yorum katmanı

Bediüzzaman Said Nursi, Onuncu Söz'ün Üçüncü Hakikati'nde, Firavun gibi zorbaların dünyadaki sonunu ve cezasız kalıp göçen zalimleri, mutlak ilâhî adaletin tecellisi çerçevesinde şöyle değerlendirir:

  1. Dünyada kimi zalimler cezasız, kimi mazlumlar karşılıksız kalarak göçüp gider: 'Zâlim izzetinde, mazlûm zilletinde kalıp buradan göçüp gidiyorlar. Demek, bir mahkeme-i kübrâya bırakılıyor.'
  2. Öyleyse dünyadaki cezalandırmanın eksik görünmesi, adaletin yokluğu değil; asıl hesabın daha büyük ve bâki bir mahkemeye tehir edilmesidir.
  3. Her şeyi yerli yerine koyan mutlak hikmet ve adalet, zulmün ebediyen karşılıksız kalmasını kabul etmez; bu yüzden bâki bir âlem ve büyük bir hesap günü zorunludur.

Alıntılar birincil metinden (Sözler, Onuncu Söz, Üçüncü Hakikat) doğrulanmıştır. Bu, âyetler üzerine modern bir tefsir/risale okumasıdır (beşerî yorum katmanı); Kur'an'ın kesin beyanıyla özdeş değildir.

TEMA 05

Sebe': nimet, nankörlük ve çöküş

ÂyetSebe' 34:15

لَقَدْ كَانَ لِسَبَأٍ فِي مَسْكَنِهِمْ اٰيَةٌ جَنَّتَانِ عَنْ يَمِينٍ وَشِمَالٍ كُلُوا مِنْ رِزْقِ رَبِّكُمْ وَاشْكُرُوا لَهُ بَلْدَةٌ طَيِّبَةٌ وَرَبٌّ غَفُورٌ

Andolsun, Sebe (halkı) için oturdukları yerde bir ibret vardı: Biri sağda, biri solda iki bahçe. 'Rabbinizin rızkından yiyin ve O'na şükredin; güzel bir belde ve çok bağışlayan bir Rab.'
ÂyetSebe' 34:16

فَاَعْرَضُوا فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ سَيْلَ الْعَرِمِ وَبَدَّلْنَاهُمْ بِجَنَّتَيْهِمْ جَنَّتَيْنِ ذَوَاتَيْ اُكُلٍ خَمْطٍ وَاَثْلٍ وَشَيْءٍ مِنْ سِدْرٍ قَلِيلٍ

Fakat onlar yüz çevirdiler; biz de üzerlerine Arim selini gönderdik ve onların iki bahçesini, buruk meyveli, ılgınlı ve içinde biraz da sidr ağacı bulunan iki bahçeye çevirdik.
ÂyetSebe' 34:17

ذٰلِكَ جَزَيْنَاهُمْ بِمَا كَفَرُوا وَهَلْ نُجَازِٓي اِلَّا الْكَفُورَ

Nankörlük etmeleri sebebiyle onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız?
Tefsir · beşerî yorum

Muhtasar İbn Kesîr metninde (Sebe' 34:15): Sebe halkı, Me'rib barajının iki yanında uzanan bereketli iki bahçeyle ve bolluk içinde bir beldeyle rızıklandırılmış, şükretmeleri emredilmişti. Şükür yerine yüz çevirip nankörlük edince baraj çökmüş, bereketli bahçeler buruk meyveli, dikenli bir çorakla yer değiştirmiştir. Netice, cezanın nankörlüğün karşılığı olduğudur. (Tefsir özeti.)

Sınır ve Güvence

Bu âyetler, geçmiş kavimlerin âkıbetleri üzerinden zulüm ve nankörlüğe karşı uyarır ve ibret almaya çağırır. Kıssaları anlatan bu metnin kendisi de korunmuştur (Hicr 15:9). Tefsir ve akademik tarih katmanı, bu kesinliğin üzerine bina edilen beşerî anlama çabasıdır ve onun yerine geçmez. Bu seçki, Kur'an'daki bütün kıssaları ve kavimleri de tüketmez.

Klasik tefsir notları, quran.com üzerinde yayımlanan İngilizce muhtasar (abridged) İbn Kesîr'e dayanır (her âyetin "tefsir" sekmesi, ör. quran.com/12/111 · quran.com/3/137 · quran.com/89/6; erişim: Eylül 2026); matbu baskı/çevirmen künyesi quran.com üzerinden kesinleştirilemediğinden cilt/sayfa verilmemiş ve atıflar "muhtasar İbn Kesîr metninde" biçiminde yazılmıştır. Taberî, Zemahşerî, Râzî ve Kurtubî'nin ilgili yorumları bu turda birincil kaynaktan teyit edilemediği için eklenmemiştir.

Akademik Kaynaklar

Akademik ve klasik kaynaklar, Kur'an'ı tasdik için değil; beşerî tarih düşüncesini, tarih yazımını ve kıssa geleneğini incelemek için anılır. Bir kaynağın akademik olması görüşlerini kesinleştirmez.

İbn Haldûn (çev. Franz Rosenthal, ed. N. J. Dawood)
The Muqaddimah: An Introduction to History
Princeton University Press (Bollingen), 1989 · ISBN 9780691017549

KLASİK METİN: medeniyetlerin ve hanedanların yükseliş-çöküş döngüsünü (asabiyet) inceleyen, tarih felsefesinin klasik eseri.

Roberto Tottoli
Biblical Prophets in the Qur'an and Muslim Literature
Curzon / Routledge, 2002 · ISBN 9780700713943

YAKLAŞIM: Kur'an'daki ve İslâmî literatürdeki peygamber kıssalarını ve kavim anlatılarını karşılaştırmalı inceleyen akademik çalışma.

Brannon M. Wheeler
Prophets in the Quran: An Introduction to the Quran and Muslim Exegesis
Continuum, 2002 · ISBN 9780826449566

YAKLAŞIM: Kur'an kıssalarını klasik tefsir malzemesiyle birlikte sunan giriş-referans eseri.

Tarif Khalidi
Arabic Historical Thought in the Classical Period
Cambridge University Press, 1994 · ISBN 9780521465540

YAKLAŞIM: klasik dönem Müslüman tarih düşüncesinin ve tarih yazımının gelişimini inceleyen akademik kaynak.

M. A. S. Abdel Haleem
Understanding the Qur'an: Themes and Style
I.B. Tauris, 1999 · ISBN 9781860640094

YAKLAŞIM: Kur'an'ın tematik yapısını ve üslûbunu (Hz. Yûsuf kıssasının anlatımı dâhil) inceleyen akademik çalışma.

Bediüzzaman Said Nursî
Sözler (Onuncu Söz)
Envâr Neşriyat (İstanbul), 2012 · Risale-i Nur birincil metni (matbu ISBN doğrulanamadı)

BİRİNCİL TEFSİR-RİSALE: zulmün geçiciliğini ve ilâhî adaletin mahkeme-i kübrâya tehirini işleyen modern tefsir metni (beşerî yorum katmanı). Tema 4'te işlenmiştir; metin risale.online üzerinden teyit edilmiştir.

Bu Alandaki Araçlar

Bu kapıdan 7 araca ulaşılır; her biri sitenin ilgili derin sayfasına açılır.